Mecmau’l-Bahreyn: Aklın ve Sırrın Buluştuğu Eşik.
İki Denizin Ötesinde: Bilincin Buluşma Noktası :
Mecmau’l-Bahreyn, iki denizin buluştuğu yer olmanın ötesinde, iki bilincin kesişim noktasını simgeler. Balığın canlanarak denize dönmesi, unutulmuş bilginin yeniden hatırlanması, insanın kendi derinliklerine dönmesi anlamına gelir. Hz. Musa bu anlatıda aklı, öğrenme arzusunu, merakı temsil eder. Hızır ise ilahî sezgiyi, görünmeyeni kavrayan bilinci. Musa sormak ister, anlamak ister. Hızır’ın yanıtıysa bu arayışa bir sınır çizer: “Kavrayamadığın bir bilgiye nasıl sabredeceksin?”
Bu söz, insanın kendi içindeki bilinmezliğe dayanabilme gücünü sorgular. Çünkü bilgelik yalnızca bilgiyle değil, bilmediğini kabullenebilmekle başlar. Musa’nın Hızır’a tabi olma isteği, bilincin bilinçdışıyla temasa geçme arzusudur. Bu temas kolay değildir; akıl sezgiyle karşılaştığında, anlam yerini sezgisel bir idrake bırakır.
Jung’un tanımladığı “kendilik” kavramı tam da bu noktada devreye girer. Kendilik, insanın hem bilincini hem bilinçdışını kapsayan içsel merkezdir. Bir tür ruhsal daire gibi, küçük benliği içine alan daha büyük bir varlık halidir. Bu merkez hem çok tanıdık hem de çok gizemlidir; hem bizdedir hem bizden ötedir. İnsanın kendi gölgesiyle yüzleşmesini, içsel rehberini fark etmesini sağlar.
Kehf Sûresi’ndeki üç kıssa, bu içsel yolculuğun katmanlarını anlatır. Ashab-ı Kehf, içe çekilmenin, dünyevî gürültüden uzaklaşmanın simgesidir. Hızır kıssası, bilgelik rehberliğinde sabrı öğrenmenin dersidir. Zülkarneyn’in kıssasıysa, bilgelik ve kudret arasındaki dengeyi bulmanın sembolüdür.
Mecmau’l-Bahreyn böylece sadece iki denizin değil, zahir ile batının, akıl ile sezginin, insan ile ilahî olanın buluşma yeridir. Gerçekte bu buluşma dışarıda değil, insanın kendi içinde yaşanır.
Ayça Bayrak Aydın 02.03.2024 tarihinde kaleme alınmıştır.Telif ve içerik hakkı saklıdır.Kaynak gösterilmeden kopyalanamaz

