Sirius-Sodep Günleri

sirius-sodep

Güneş Sirius Kavuşumu
Eski Mısır’da adına “Sothis” denilen Sirius, gökyüzünde sadece bir yıldız değil; bir hafıza, bir uyanış, bir çağrıdır. Gökteki parıltısından önce, kalpteki titreşimle hatırlanır. Her yıl bir kez, Güneş’ten hemen önce ufukta belirdiğinde bir takvim değil bir bilinç açılır; Sirius’un bu doğuşuna sadece astronomi değil, kadim bilgi de diz çöker.

Yetmiş gün. Ne az, ne çok. Güneş’in ışığında kaybolduğu bu kırk ile otuz arası gün, sadece bir gizlenme değil, içsel suskunluktu. Kadim rahipler bu sessizliği bir sınav, bir hazırlık, bir inziva kabul ederdi. “Ölmeden önce öl” çağrısının göksel izdüşümüdür Sirius’un görünmezliği. Ve nihayet o sabah… Sirius tekrar doğar. Ve onunla birlikte Nil taşar, beden suyla dolarken ruh da başka bir âlemin sularında yıkanır.

Bu doğuşa sadece ışık denmezdi. Mabetlerin derin koridorlarında, taş taş üstüne hesaplanarak inşa edilmiş geçitlerden geçerdi onun huzmesi. Ve o ışık, karanlıkta bir tek noktayı —bir sunağı, bir sembolü, bir hakikati— aydınlatırdı. Bu, ışığın kendisinden çok, neye yöneldiğiydi.

Güneş’in afelyon konumuyla yani dünyaya en uzak haliyle birleştiği Sirius günleri, maddi olanın geri çekilmesi, ruhsal olanın öne çıkmasıdır. Bu bir kozmik hizalanma değil, bir ruhsal içtimadır.

Dogonlar ona “Po Tolo” der; görünmeyen ama ağırlığı olan yıldız. Onlara göre Sirius sadece görünen değil, görünmeyeni de anlatandır. Sirius-A ve Sirius-B’nin dönüşü 49.9 yıldır. Kur’an’da Şi’râ yıldızına vurgu yapılan ayet, 49. sure ve 9. ayettir. Bu sadece bir tesadüf mü? Yoksa ilahi matematiğin, gökyüzüne kazınmış hikmeti mi?

“Ve o, iki yay arası kadar, hatta daha da yaklaştı.”

Bu yakınlık mesafe değil, bilinçtir. Ruhla Rabbi arasında kalkmış perdedir. Arınmış bir kalbin, İlahi nurla temas ettiği andır. Ve işte Sirius’un yükselişi, bu içsel temasın gökyüzü sahnesinde oynanışıdır.

Hermetik gelenekler, teosofik öğretiler, Mısır’ın sır dolu taşları, Atlantis’in kayıp bilgeleri ve Amerikan kuruluşunun ardındaki ritüeller… Hepsi Sirius’u bilir. Çünkü Sirius, ruhun anahtarıdır. O açıldığında eski kapanır, yeni başlar. Diriliş başlar.

ABD’nin doğum günü olan 4 Temmuz’da, Güneş ile Sirius kavuşur. Yeni bir çağın tohumudur bu. Seçilmiş bir tarihte, kadim sırların güncellenmiş halidir. Başkanların göreve başlama sürecindeki 70 günlük geçiş, sadece politik değil, inisiyatik bir kodlamadır.

Bugün, 2-7 Temmuz arası yaşadığımız Sirius günleri, yine bir kapı aralıyor. Belki Nil taşmıyor ama gözyaşlarımız içimizde başka ırmaklar taşıyor. Belki tapınak yok, ama bedenin mabedinde bir ışık belki yeniden doğuyor.

Ve belki, bir kez daha…

Sirius konuşuyor.

Sen duymayı bilirsen.

Ayça Bayrak Aydın
29.06.2025 tarihinde kaleme alınmıştır.Telif ve içerik hakkı saklıdır.Kaynak gösterilmeden kopyalanamaz

https://aycabayrakaydin.com/wp-content/uploads/2018/07/planets_footer.png

Bizi Takip Et

error: Lüften içeriği kopyalamaya çalışmayın :)